Anlamak ve Affetmek
04/04/2025

Önce kendini bilmeli insan. Kim olduğunu, içinde ne barındırdığını, olayların onun başına gelmesinin nedenleri ile kendisi arasında olan bağlantıyı, kısacası farkında olarak bilinçli yaşamalı insan. Mutsuz olduğunda, üzgün olduğunda ya da tam tersi mutlu olduğunda anlamalı insan nedenini. Neyin onu bu duyguya soktuğunu, önceden bu olayın oluşması/gerçekleşmesi için atılmış olan temelleri, yargılamaları ya da kararlılıkla arkasında durulması gerektiğini düşündüğü “beni ben yapan” dediği kriterleri fark etmeli. Çünkü hayatta başımıza ne gelirse kendimize belirlediğimiz hedeflerimizi gerçekleştirebilmemiz amacıyla gelir. Aslında bizler fark etmesek de başımıza gelen her olay evrenin bize yardımıdır, temele, merkeze giden yolumuzu kolaylaştırmak için çizdiği kestirme yollardır. Fakat önemli olan bunu anlayabilmektir. Eğer anlayamazsak hayat bize daha zorlarını verir ve bizde ona acımasız deriz. Halbuki önce kendine dönüp bakmalı insan. Diyelim ki birini yargıladınız, belki bir kez belki defalarca. Yargıladığınız konu karşısında ise söylediğiniz söz “ben asla... yapmazdım, demezdim, öyle biri olmam, başıma böyle bir şey kesinlikle gelemez gelse de bu şekilde davranmam” gibi sert çizgili söylemler olur. İşte ne dediyseniz hayat size e hadi bakalım, sen ne yapardın öyle bir durumda diyerek hem yargıladığınızı anlayabilmeniz için hem de “yaşamam” dediğiniz deneyimi yaşatmak için karşınıza çıkartır o durumu. Çünkü bu hayatta her şey insanların sonsuz boşluktan doğan anlayış mekanizmasını anlayabilmeleri için. İşte o noktada o konuya bakışınız değişmeye başlar ve anlayışlılık ortaya çıkar. Bunu da affetmek doğurur. Çünkü asla dediğiniz bir şeyi yapmış olma durumunda kalmış olduğunuz için önce kendinizi affetmeniz gerekir. Ancak sonra karşınızdakini anlayıp onu da affedebilirsiniz. Öyle ki başınıza gelmesini istemediğiniz bir olayı siz siz olun asla yargılamayın. Bu hayatta her şey mümkün deyip geçmek lazım gelir bence ve unutmayın ki hayatın güzelliği sunduğu çeşitlilikte saklıdır... Eğer yeni deneyimlerin sonu gelirse yaşamanın ne anlamı kalır ki. Hayat bir keşif yoludur. Bu keşif yolunun da temel taşı varlığınızdır. Bu yüzden herkesin yolunun sonu ve merkezi aynı olsa da yolu farklıdır. Yol ayrımları farklı keşif hayallerimizden doğar. Yolun sonunda edinilen hep aynı bilgidir. Aslında şöyle düşünebiliriz bence; öğrenmek istenen bilgi herkesin yalnızca bir enerji olduğu. İşte bu noktada anlatmak istediğim şudur; bir gün herkes yalnızca bir enerji olduğunu anlayacaktır kendi içselliğinin oluşturmuş olduğu dış dünyalarındaki olaylarıyla. Anlamamız gereken eninde sonunda herkes bilmek istediğine ulaşacaktır, önemli olan bilmek ve yaşamak istediğiniz şeye ulaşmak için kendinize zor yollar biçmemektir. Bu da ancak her zaman farkındalıkla yaşadığınız zaman olabilir... Önce esas amacınızı fark edin sonra o amacın nasıl gerçekleşmesini dilediğinizi kendinize söyleyin. Altın anahtarımız her zaman kendimizi dinlemek olmalıdır.

BLOG