Hayat gailemiz mutlu olmaktan ibaret değil midir? Kendimizi mutlu etmeye çalışmakla hatta kendimizi geçip, çevremizi mutlu etmeye çalışmakla geçer ömrümüz. Mutluluklar ortak paydada buluştuklarında daha da coşkulu olur. Önemli olan ORTAK paydada buluşulması. Ortak sevincin paylaşılması. Birinin mutsuzluğu hiç kimseyi mutlu edemez. Eder sanırız, halbuki sonradan acısı gelir hem kendimizi mutsuzlukla cezalandırmanın ihanetinin bedeli olan. Daha büyük mutsuzluklar oluşur iki taraf içinde. O yüzdendir ki kendi mutluluğunun ışığı çevrene seninle aynı oranda mutluluk ve ışık verir. Işığını görenler ise zaten senin önünü aydınlattığın alanın çevresinde toplanarak onlarda mutluluğu ve aydınlanmayı almak ister ve alabilir. Hayatın istinasız her noktasında mutlu olacak görünen ya da görünmeyen bir şey vardır. Çünkü unutulmamalıdır ki hayat SADECE niyetlerimize hizmet eder. Niyetlerimiz yolunda da karşımıza çıkan acı ya da tatlı her bir olay hizmetkârdır ve sonu mutluluktur. Hiç kimse kendisi için mutsuz olacağı ya da istemediği bir niyette bulunmaz. Niyet özgür irademiz ile yaptığımız bir duadır ve sözde mutsuzluk/kötülük/karamsarlık içeren bir durumda olsa niyetin içeriği sonucunda “niyetin gerçekleşmesi” durumu mutluluk verici olur. O yüzden içsel dünyamızdaki Yaradan’dan aldığımız özelliklerimizin görsel dünyada karşılığı sevgi ile yoğurulmuş mutluluktur. Biz bu dünyaya mutlu olmaya, acılı deneyimlerimizi bile mutlulukla karşılayabilerek yaşamaya geldik.