Gördüğümüz ürünleri ve dış dünyamızdaki her şeyi düşüncelerimiz ve duygularımız yaratır. Fark etmeden bilinçsizce yarattığımız ürün yelpazenin içerisinden hangisine yakın hissediyorsak kendimizi onu tercih ederiz. Seçilen ürün, kişinin o anki ruh halini yansıtır. Bu sebeptendir ki bazı ürünleri hatırlatıcı haline getiririz, o duygudan gittiğimizde geri gelebilmek için. Örneğin bir bileklik, bize onu alırken ki eşleştiğimiz duyguyu her zaman hatırlatsın diye her zaman takarız. Ya da bir kıyafeti uğurlu kıyafetimiz yaparız. Fuşya, turuncu gibi renkleri coşku yarattığı için tercih ederiz. Her rengin içimize aktardığı duygular bizi çeker. Her bir ürünün formundan, ince detaylarından ve bize ne hissettirdiğinden etkileniriz. İşte bu yüzden hikayeleştirme önemlidir. Kişinin ürün içerisinde kendisini bulmasına yardımcı olmak, ona ürün üzerinden kendisini anlatmak, neden o ürünün kişi için anlamlı olduğunu kelimelerle ifade edebilmek hikayeleştirmenin kişisel bazlı yapılmasının sebebidir. Maddesel boyutta aranılan şey içerinin yansımasından başka bir şey değildir. Ne hissettiğini anlamak istiyorsan o anki giydiklerine, taşıdıklarına ve çevrende tuttuğun maddelere bak.