Öfkem Evrene Karışsın.
04/04/2025

Size “beni” anlatacağım…
Önce öfkelendim. O öfkeyle nasıl başa çıkacağımı bilemedim. Ağladım, bağırdım, nefret ettim, görmek, o olayların içinde olmak istemedim… Ama kaçamadım. İnsan bir şeyi fark ettiğinde, fark etmemiş gibi yapıp görmezden gelemiyor. Anlatmaya çalıştım, rahatsızlıklarımı anlasınlar istedim. En azından gelişime, kapalı değil, HAZIR bir insan yapamıyor. Hazır diyorum çünkü her insan gelişime açık, bu hayata bunun için geldi, nasıl açık olmasın?! Sadece hazır olmayabilir. Olaylarda seni hazırlar zaten. Görmedikçe görmedikçe büyür yaşanan acılar, zorluklar… Vura vura hazır hale gelirsin. Benim bu öfkelenme olayımda da kapı kapıyı açtı. Bir durumdan girdim diğerinden çıktım. Ancak bu şekilde gelebildim magmaya. Belki hala gelemedim tam olarak bilmiyorum. Kapıyı ittire ittire oldu aşağı inişlerim. Eskisinden farklı yorumlamaya başladım gördüğüm sahneleri. Körlük kalktı gözlerimden yavaş yavaş yüzleşmeye niyet edince. Bazen daha fazla darbeyi kaldıramayacağım dedim ama soluklanıp devam ettim, etmek zorundaydım da artık. İçimdeki hisler, olayların bana yaşattığı duygular önemliydi. Hep sordum kendime, “ne hissettim?” 
Öfkemin gizlediği duyguya yeni inebiliyorum. Bunu bulabilmek, ipuçlarını takip ederek, kendinden kaçmadan cesurca cevaplar verebilmek çok kıymetli. Değersizlik hissi… Benim çileden çıkmama vesile olacak, içimdeki hayvansal dürtümü uyandıracak olan his. Adam yerine koyulmama, kâle alınmama, muhatap olunmama, karşıdaki kişiden aşağı görülme, saygı duyulmama, birliğimizi bozma…. Bunların hepsini kendime “neden öfkeleniyorum, derinimdeki yara ne” diye diye cevaplayarak buldum. 
Duvara çarptıkça aldığımız cevaplarla o duvar yıkılacak önümüzden. Bizler artık o kişiyi ya da durumu duvar olarak nitelendirmeyeceğiz. Fakat öğrenme sırasında duvar hep duvar gibi dimdik olacak. Her seferinde geri sekeceğiz.
Peki sonra ne olacak? Sonra daha da derine inip bana bu değersizlik hissinin yerleşme sürecini keşfedeceğim. En başa gidilmediği sürece anlayamayız. Anlayamazsak ise duvarı yıkamayız. 
Ben beni öfkelendirenlere teşekkür ediyorum. Benim sınavımda en zor soruları onlar sormuş oluyorlar çünkü bana.
Bilemediğim ya da yapamadığım, anlayışlılık. Bunları bildiğim halde sakin kalamamak. İçimde hala coşan, kanayan yaram var. Bilmek uygulamak için yetersizmiş. Bildiğini uygulamak için egomun aradan çekilmesi lazım. Yani kendimi savunmaya geçen, hala kavga eden Yurdanur’un çekilmesi lazım ki olgunluk ve anlayış bende var olsun. Benden akıp evrene karışsın. Daha henüz ol’amadım… 
Öfke süresinde açığa çıkan yüksek enerjiyi kendine kullanmalı insan. Böylece kendinden yeni bir kendi yaratabilir…

Kendime söylediğim: “Herkesle iyi anlaşmak zorunda değilsin. Herkesi sevmek ve herkes tarafından sevilmek zorunda da değilsin. Senle aynı fikir de değil diye, ya da seni anlamıyor diye üstüne gidip gidip sinirlenmek zorunda da değilsin. Senin hakkında doğru düşünmüyorlar diye onlara kendini anlatmak zorunda da değilsin. Benle olmaları için çabalamak zorunda ise hiç değilim…” 

Ben, karşımdakinin yoluna her daim saygı duyarım, ta ki benim alanıma girip beni yargılayana kadar… Kendini bilmeli önce insan! 
Ben anlatmaya niyet etmiştim. Anlatamamakta o yüzden beni bu denli sinir ediyor olsa gerek. Belki de öğrenmem gereken herkese anlatamamanın normal olduğu… Doğru zamanı gelmemiştir belki… Ya da öğreticisi ben değilimdir, onun benim öğreticim olmasının tersine.

BLOG