Biz bu dünyaya sadece mutlu olmaya gelmiyor muyuz sizce de? Burası acıların kaynak yeri, ölümün ve yaşamın beraber aktığı yer ise peki o zaman bizler yani insanlar bu dünyaya kurban edilmiş varlıklar değil midirler? Sizce içimizdeki ruh bu bedene sadece acıları, suçları, cezaları, ölümü mü deneyimlemek için can verdi? Bence değil. Bir düşündüğünüzde bence sizce de değil. Eğer öyle olsaydı başımıza gelen her kötü olayın arkasından gülecek, sevinecek, tekrar bizi özümüze döndürecek bir şey bulamazdık hayatlarımızda, bu dünya yaşamında. Denge de bu demek değil mi zaten? O zaman hepsinin merkezine geldiğimizde oradaki duygu sevgi, neşe, huzur. Kurtuluş dediğimiz şey aslında affetmektir. Kendini affetmek, karşındakini, dünyayı, hatta yaratanı, yaratılışı affetmektir. Ve bizler kurtulmak isteriz hep huzursuzluklardan, sevgisizliklerden, acılardan. Peki neden diye hiç sordunuz mu? Ben söyleyeyim, çünkü onlar özümüze ait değillerdir. Üzerimize kendimizin bilerek ya da bilmeden giydiği kıyafetlerdir. Bize ait olmadığı için çıkartmak isteriz onları. Bize sıkıntı ve mutsuzluk verir. Halbuki ah bir hatırlasak bu dünyaya sadece mutlu olmak için geldiğimizi. Acı adıyla andığımız yolculuğumuzun da sadece bir deneyim olduğunu. Kazancımızın bize mutluluk getireceğini. Aslında hiçbir suçlama olmadığını hatta suç diye bir şeyin olmadığını ah bir bilip hatırlasak. Evet suç yoktur, travma yoktur, ölüm yoktur. Sadece bir olay vardır, görülmesi gereken vardır, alınan mesaj vardır ve kendine daha çok yaklaştığın yolda kazanımların için teşekkürlerin vardır.